2 Ağustos 2011 Salı
Hayatımda Ne eksik?
14 Temmuz 2011 Perşembe
Ne Mutlu Türküm Diyene
Güzel ülkemin güzel insanları Fenerbahçe ve şike bombasının etkisinde sallana dursun, DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, demokratik özerkliği ilan ettiklerini açıkladı. Bu örgütler, şahıslar kimdir diye baktığımızda, meclisin içinde ve dışında çoğunluğun sesini duyurmak yada demokratik toplum olmanın gerekliliği gibi bahanelerle, değişik isim ve oluşumlar şeklinde hayatımıza sokulmaya çalışılan terör örgütü PKK olduğunu çok net görüyoruz. Ve malesef ki amaçlarına emin adımlarla ilerlemekteler. Sayın Banu Avar' ın 14 Temmuz' da ki yazısında dediği gibi Sevr yeniden ilan edilmeye çalışılmakta, bütün adımlar kılıfına bir bir uydurularak iç savaş ve 13 şehidimiz gibi daha bir çok katliama neden olacak durumlar yaratılmaya çalışılmakta.
İddia edildiği gibi bundan bir asır önce birlikte savaşan insanların torunları birbirlerini öldürmemekte. Çünkü bugun birçok askerimizi şehit eden, doğuda köylerde sözde haklarını savunduğu insanların kundakdaki bebeklerine varana kadar ölüme susamış terör örgütünü kürt halkıyla özdeşleştirmek doğru değildir. Kürt halkını temsil ettikleri iddia edilen ve eğitimsiz birçok insanı amaçlarından çok farklı vaatlerle kandırarak meclisimizi kirleten ve adına demokratik özgürlük gibi aslı astarı olmayan isimler veren bu insanlar, teröristler, daha fazla meclisimizi kirletmemeli. Az sayıda da olsa Ne Mutlu Türküm Diyen herkes 17 Temmuz da şehitlerimiz ve milli bütünlük için kendi illerinde olan meydanlarda buluşmak dileğiyle.
3 Temmuz 2011 Pazar
Bipolar Bozukluklar
Bir şiirde de denildiği gibi kelimelerin kifayetsiz kaldığı, günahlardan asla arınılmayan zamanlar vardır, ve sırf siz fırsat vermediniz diye günahlarıyla başbaşa, yıllarca kendi yüreğinde mahkum kalmak zorunda olan insanlar... Bir cesetle aynı odada yaşamak gibi... İşte bu kutlu gün gelip çattığında, cesetleri ve vicdanları terkettiğimizde yeni adımlar atmaya cesaretimiz olduğunda, yeniden başlar hayat. Çünkü bilmeliyiz ki günah işlenirken tövbe etmeye karar verdiyse insan o odadan asla çıkmamaya yemin etmiştir çoktan. Yani kapıları kilitleyen, fırsat vermeyen değil kutsal yeminle odanın bekçiliğini üstlenendir. Ve kimsenin gücü bir başkasını yolundan çevirmeye yetmemiştir şimdiye kadar.
23 Haziran 2011 Perşembe
Sevgiliye Mektup
''Tek ihtiyacım olan ruhumu bir kereliğine özgür bırakmaktı oysa. Biliyordum sonrası kendiliğinden gelecekti. Yaşamın tüm kaygılarından uzak, bir kuş kadar özgür ve mutlu olmak için tek ihtiyacım olan demir atmaktan vazgeçip kendimi kimsem ilan etmekti. Evet işte bunu yapabildiğim an asla kimsesiz kalmayacaktım. Ama her yeni aşk umudunda kendime ihanet etmekten hiç vazgeçmedim. Evet evet ihanetin en büyüğü hep kendime olandı. Ben kendimden başka kimseyi kandırmadım. Bu gidiş sevdamın bitişi değil sevgili sadece yanımdayken bile kimsesiz kalışlarıma bir yol bulma çabası. Söz veriyorum, kendime yaptığım bu ihaneti sana asla yaşatmayacağım, ve seni hep o en güzel en mavi bakışınla hatırlayacağım''
19 Mayıs 2011 Perşembe
Çifte Deprem
İçimde ki depremden sonra sabahı nasıl edeceğimi düşünürken, meksika dalgası gibi tüm ülkeyi sallayan deprem bu soruyu keşke hiç sormasaydım dedirtti. Yaşadığımız kararsızlıklar başka hayatlara acı veriyorsa tek sebebi yeteri kadar cesur olamamaktan gelir. Yüreğinizden cesaretin eksik olmaması dileğiyle.
29 Nisan 2011 Cuma
Bugune Merhaba
En büyük en güçlü imparatorluklar bile güçlü ordularına rağmen yıkılmaya mahkumdur. Başlayan herşeyin uzak ya da yakın mutlaka bir sonu vardır. Mükemmel arkadaşlıklar ne olduğu hatırlanmayan sebeplere kurban verilir, büyük aşklar büyük aptallıklara...Ve yıllar sonra insanın terkedemediği bir kendisi kalır, o da ne kadar kendiyledir, kim bilir... İçimizdeki yok etme arzusunun bizi yok etmemesi dileğiyle. Mutlu günler.
26 Nisan 2011 Salı
Pişmanlık
Hiç bilmediği bir yerde kaybolamaz insan. Ne düşündüğünü ne hissettiğini anlamadan kendi içinde kayboluşları nasıl gerçek olabilir bu durumda? Bir insan kendini ne kadar iyi ne kadar yakından tanıyabilir? Eğer böyle birşey mümkünse bu varoluş sancıları, bu amaç arayışı son bulmalı. Öfkesine ya da ne olduğunu anlamadığı bir krize yenilip hata yapmamalı insan daha fazla. Evrim varsa biri anlatsın lütfen sadece fiziksel mi olur evrim? Ruhsal yüreksel evrimimiz ne alemde? Neden hala yok yere kırıyoruz birbirimizi ve neden hala pişmanlıklar duyup gözyaşı döküyoruz? Çok geç olmadan yaralar kapanmadan affettirmeli kendini insan...
24 Aralık 2010 Cuma
İki Dil
Son günlerde herkesin kafasından bir ses çıkarmaktan çekinmediği bu konu da ben de bir iki şey söylemek istedim. Mecliste, kampüste, sokakta, kafede her yerde '' anadilde eğitim hakkımızdır bu hakkın elimizden alınması acımasızlıktır'' gibi konuşan insanlar görüyorum ve merak ediyorum, evinizde, sokakta, kafede her yerde size anadilinizde konuşmayı yasaklayan bir yasa var mı? Bu konuda herhangi bir yaptırım uygulandı mı? Dil kursları yasaklandı mı? Bilindiği gibi tüm soruların yanıtı HAYIR.
Bazı vekiller mecliste kendi dillerinde konuşmak istiyormuş, merak ediyorum da Türkiye Büyük Millet Meclisi' ne girip devletin tüm olanaklarından faydalanan insanlar, siz o meclise girmek için adaylığınızı koyarken, yemininizi ederken bu ülkenin varlığını bu denli kabul edip benimserken nasıl bir şuursuzlukla devlet okullarında, mecliste dilimizi değiştirmeye çalışıyorsunuz. Bir ulusu ulus yapan en önemli unsur dildir. Dili yozlaşan bir toplum yok olmaya mahkumdur. Çarşıda pazarda gördüğüm Türkçe bilmeyen teyzeler gibi nesiller yetiştirmek toplum arasında kopukluklara yol açacaktır. Çok uluslu çok dilli bir toplum olarak renklerimize sahip çıkmak bizi ileriye taşıyacaktır. Ancak bunu gerçekleştirirken unutmamız gereken çok önemli bir söz var '' NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE''.
Bazı vekiller mecliste kendi dillerinde konuşmak istiyormuş, merak ediyorum da Türkiye Büyük Millet Meclisi' ne girip devletin tüm olanaklarından faydalanan insanlar, siz o meclise girmek için adaylığınızı koyarken, yemininizi ederken bu ülkenin varlığını bu denli kabul edip benimserken nasıl bir şuursuzlukla devlet okullarında, mecliste dilimizi değiştirmeye çalışıyorsunuz. Bir ulusu ulus yapan en önemli unsur dildir. Dili yozlaşan bir toplum yok olmaya mahkumdur. Çarşıda pazarda gördüğüm Türkçe bilmeyen teyzeler gibi nesiller yetiştirmek toplum arasında kopukluklara yol açacaktır. Çok uluslu çok dilli bir toplum olarak renklerimize sahip çıkmak bizi ileriye taşıyacaktır. Ancak bunu gerçekleştirirken unutmamız gereken çok önemli bir söz var '' NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE''.
9 Aralık 2010 Perşembe
Hayırlı olsun :)
Bu günlerde okumakta olduğum ''Pozitif Gücün Büyüsü'' (Louise L. Hay) kitabına haksızlık olmasın diye çıkabilcek savaşlardan, sağda solda dolaşan o kötü haberlerden bahsetmek ya da evlilik programlarını eleştirip keşkelerden konuşmak yerine mutlu birkaç haber vermek istedim, haber sitelerinde yaptığım taramalar sonucu rastladığım en iyi haber yumurta fiyatlarındaki düşüş oldu. Bir de yarın İstanbula kar geliyormuş, yakında Bursa' ya da gelir, yıllar yıllar aradan sonra kardan adam yapıp kartopu oynabileceğim :))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





