22 Ağustos 2011 Pazartesi

Aşkın Hali-Hazır Kapları

‘’Yaşamak ümitli bir iştir sevgilim. Yaşamak seni sevmek gibi ciddi bir iştir.’’ Demiş sevgili Nazım Hikmet Ran. Aşkın sevginin önemini anlatmış… Çoğu zaman ne kadar da doğru söylemiş deriz içimizden. Hele ki aşk kapımızı çalalı çok olmadıysa… Halbuki sevgi diye bir şey yoktur. Aşk, tutku, nefret ve başka birçok duygu gerçektir. Bir tek sevgi hariç. Çünkü yaradılıştan yalnızdır insanoğlu. Ve yalnızlığını unuttuğu yegane zamanlar bir başka insanla köprüler kurduğu, yani duygularının doruk noktasına ulaştığı anlardır. İşte bu duyguları avucumuza koyan insana hissettiğimiz bağlılıktır sevgi sandığımız şey. Bu bağlılıkta kişisel algılanmamalı aslında, yine bir bencillik yapıp o hissi yaratabilecek tek insan diye bağlanırız birbirimize. Eğer sanıldığı gibi bir sevmek olsaydı bitmezdi yada biten bir ilişkiden sonra yeniden sevmek mümkün olmazdı.
Filmlerde anlatıldığı gibi bir sevgiye hiç rastlamadım ben  şimdiye kadar… Allah aşkına kim başlattı şu Türk Sineması aşklarını. Ve biz de neden bu kadar geç anladık aşkın hali-hazır kaplara sığdırılamayacağını… Hepimiz birer kar kristaliyiz. Ve her aşk iki kar kristalini birbirine bağlayan bir bağdır aslında. Yani her aşk farklıdır, farklı yollarda yürütür insanı, farklı yaşanır, farklı şarkılar söyletir bize. Öyleyse neden aşıksa şöyle yapar, günde beş kez arar, sinemada elimden tutar… deyip durur üstüne bir de :
--aa gördün mü Cansu, bana kapıyı açmadı. Yok yok kesin beni sevmiyor,  diye dert yanarız, neden?
Cevap veriyorum: Aşık olan insan artık milliyetini değiştirmiştir. Yeni bir dili vardır. Ve bu dil evrenseldir. Kültür farkı, dil, din, ırk, yaş hiçbir şey tanımaz. Ama atladığımız nokta diller de kendi içinde lehçelere ayrılabilir. Ki bu durum bazen aynı dili konuşan iki insanı bile birbirini anlamaktan alıkoyar. Sizinle aynı lehçede insanlarla yeni bir güne uyanmanız dileğiyle…

5 yorum:

Hestia dedi ki...

Kumanda panelinde kim ne yazmış neler yapmış gezinirken Patikamın Tozu''nu görünce sevindim. Bi solukta okudum post'u. Daha sık yaz, beni de izle :) xox hestia

zanzare dedi ki...

bazende aynı lehçede dahi konuşsan kavga edersin karşındakiyle. Aşkın içinde tutku varsa öfke de oluyor :) önemli olan öfke dinince gene tutkuyu başka yönlerde pekiştirebilmek.

Alice dedi ki...

Hesita, çok sevindim beğenmene:) elimden geleni yapacağım :). Ve Zanzare, aşkın içindeyken kör olduğumuz için aslında dil falan önemli hiç birşey kalmıyor ve maalesef etkili olan ne bilmiyorum. Belki de şans:)

Ali Kiraz dedi ki...

Sevgili Kübra Hanım...
Aşk konusunu dile getirmeniz sebebiyle size bir konu hakkında soru sormak isterim. Blog sayfanızda bu konu ile ilgili bir yazıya yer verirseniz beni mutlu edersiniz.

İnsanın kalple sevdiğinde kalbinin kırılabileceği için, akılla sevdiğinde de yanılabileceği ve unutabileceği için bu sevgi biçimlerinin yalan ve hakiki olmadığı, asıl aşk veya sevginin (Nasıl açıklamak istiyorsanız) ruhla olacağına dair özlü sözler ve yazılarla karşılaştım. Yani asıl sevgi ''Ruhunla sevmek''.

Bunun biraz daha ötesine geçersek...

Bu Dünya'da yaşayan Homo sapiens türü bir memeli olarak doğar ürer ve ölürüz. Tüm canlılar gibi amacımız üremektir. Bununla beraber seleksiyon kuralından yola çıkarsak iç güdülerimizle her zaman gen kalitesi yüksek ve gelecek nesillere daha sağlıklı bireyler bırakabileceğimiz partnerleri seçeriz. Yani iç güdüler madde ve fiziksel güzelliği seçer. Konumuzda Ruhunla sevmek olduğuna göre ruhunda manevi güzelliği ve mânâyı seçtiğini biliriz. Bu bağlamda Ruhla sevmek nedir?

Alice dedi ki...

Merhaba Ali, evet bu konuyla ilgili en kısa zamanda bir yazı yayınlayacağım. Umarım sorularına cevap bulabileceğin bir yazı olur.